...

Kız Bebek İsimleri ve Anlamları 2018

Kız Bebek İsimleri ve Anlamları 2018

Hamilelik ve bebeği karnında taşımak anneler için ne kadar kutsal olsa da , bu evrede heyecanlı babalarında telaşı gözden kaçmaz. Eğer ki bir kız babası olacak ise bambaşka bir duygudur. Çünkü kızlar ilk babalarına aşıktır. Kız bebek sahibi olmak beraberinde erkekten daha çok sorumluluk getirir. Ona hayatı boyunca taşıyabileceği en anlamlı ismi vermek siz ebeveynlerin elinde. İnsan ismiyle yaşar derler, kız bebek isimleri arasından tercih yapmak çok zor olsa gerek. Sizler için kız bebek isimleri listeledik. Kız bebek isimleri ve anlamları 2018 ;

A Harfi ile Başlayan Kız Bebek İsimleri

AYDAN: Güzelliğini aydan almış,ay gibi parlak ve güzel
AYDENİZ: Hem ay, hem de deniz
AYGÜN: Hem ay, hem gün
AYLA: Bazı yıldızların ve ayın etrafındaki ışık çemberi
AYLİN: Ayla ile aynı anlamdadır
AYNUR: Ay ışığı
AYSEL: Ay gibi olan güzelliğiyle nam salmış olan
AYSU: Ay gibi parıltılı ve su gibi berrak.
AYSUN: Ay gibi ışıltılı ve güzel.
AYŞE: Rahat ve huzur içinde yaşayan
AYŞEGÜL: Güller içinde mutlu yaşayan.
AYŞEN: Neşeli,gülen,aydınlık.
AYŞİM, AYŞİN: Parlak ışık saçan.
AYTEN: Güzel bir tene sahip olan.
AZRA: Üstünde hiç yürünmemiş kum; Yeni yetme kız
AÇELYA: Fundagillerden çok renkli çiçekler açan bitki
AHSEN: Çok güzel, olağanüstü güzel
AHU: Ceylan, karaca 2.Çok güzel,ince,zarif kadın.
AJDA: Filiz,sürgün. Çok genç.
AJLAN: Hızlı, çabuk, telaşlı
AKASYA: Güzel kokulu bir süs bitkisi
AKGÜN: Parlak gün, uğurlu gün, ışıklı gün
AKTAN: Ak renkli tan; Kutlu tan, uğurlu tan
ALÇİN: Kızıl renkli küçük bir kuş
ALEV: Yanan cisimlerin görüntüsünü tarif etmek için kullanılan bir kelime
ALGIN: Birine gönül vermiş, vurgun, tutkun
ANDAÇ: Anılar, hatıralar
ANIL: Başkaları tarafından sözün edilsin
ARMAĞAN: Hediye, ödül
ARZU: Herhangi bir şey için duyulan aşırı istek
ARZUM: İsteğim,dileğim,hevesim.
ASENA: Dişi kurt, güzel kız
ASLI: Temelli,köklü. Bir şeyin benzeri.
ASU: Azgın, huysuz, isyan eden. Afacan.
ASUMAN: Gökyüzü
AYBEN: Ben ayım anlamında
AYBİKE: Ay gibi güzel kız
AYCAN: Ay gibi sevilen,aydınlık can.
AYÇA: Yay biçimindeki ay,Hilal.
AYDA: Dere kıyılarında yetişen bir bitki

B Harfi ile Başlayan Kız Bebek İsimleri

BENAY: Ben ayım, ay gibiyim
BENGÜ: Ölümsüz, sonsuz
BERGÜZAR: Anılmak için verilen şey, andaç
BERİL: Zümrüt
BERİN, BERRİN: En yüksek, en ulu anlamında
BERNA: Bağlı, bağlanmış; Genç, körpe, delikanlı
BERRAK: Duru
BAHAR: Yazla kış arasında olan mevsim. Güzellik,gençlik çağı.
BALIN: Yar, sevgili
BANU: Prenses; Hanımefendi. Yeni evli gelin.
BAŞAK: Ekinlerin tanelerini taşıyan baş kısmı
BEGÜM: Hanım; Kadın hükümdar.
BELDE: Memleket, şehir, kasaba
BELGİN: Kesin ve eksiksiz belirlenen
BELKIS: Efsaneye göre Hz. Süleyman zamanındaki Saba melikesinin adı.
BELMA: Uysal,sakin.
BENAN: Parmak uçları
BERRAN: Keskin, kesici
BETÜL, BETİL: Erkeklerden çekinen namuslu kadın, Hz. Meryem ve Hz. Fatma’nın diğer isimleri
BEYZA: Çok beyaz, lekesiz
BİHTER: Daha iyi, en iyi
BİLGE: Çok bilgili ve bilgisini yararlı kullanan kişi
BİLLUR: Pek duru, pürüzsüz
BİNGÜL: Gülü bol; Gül bahçesi
BİNNAZ: Çok nazlı,cilveli,kaprisli.
BİNNUR: Çok ışıklı, ışığı gür
BİRİCİK: Bir tane, tek, emsalsiz
BİRGÜL: Tek ve güzel bir gül.
BİRSEN: Yalnız sen
BUKET: Çiçek demeti
BURCU: Güzel koku, ıtır
BURÇAK: Bir bitki
BURÇİN: Dişi geyik

C Harfi ile Başlayan Kız Bebek İsimleri

CANAN: Gönülden sevilmiş, yar.
CANAY: Ay gibi temiz.
CANDAN: İçten, gönülden
CANDAŞ: Candan, değerli dost
CANSEL: Hayat veren su.
CANSIN: İçten,gönüldensin.
CANSU: Can suyu. Hayat veren su.
CEREN: Çok hızlı koşan, gözlerinin güzelliğiyle ünlü, ince bacaklı, zarif hayvan; ceylan
CEYDA: İnce-uzun boyunlu ve güzel
CEYLAN: Süzgün ve tatlı bakışlı. Yapısı ince ve uyumlu olan. Gözlerinin güzelliğiyle ünlü zarif, ince bacaklı memeli.

Ç Harfi ile Başlayan Kız Bebek İsimleri

ÇAĞLA: Badem, kayısı,erik gibi yemişlerin olgunlaşmamış hali
ÇAĞRI: Davet. Doğan kuşu. Mavi hareli göz.
ÇİÇEK: Bir bitkinin değişik renklerle bezenmiş kokulu bölümü
ÇİĞDEM: Akdeniz çevresinde yetişen çok renkli kır bitkisi
ÇİLER: Şarkılar söyleyen, şakıyan

D Harfi ile Başlayan Kız Bebek İsimleri

DAMLA: Yağmur ya da bir sıvının çok küçük yuvarlak biçimli parçası
DEFNE: Yaprakları güzel kokulu, yaz-kış yeşil olan bir bitki
DİLARA: Gönül alan, gönül okşayan.
DİLEK: İstek, rica,arzu.
DİLHAN: İçten ve yürekten konuşan
DİLŞAH: Gönül şahı,sevgili,sultan.
DOĞA: Yaradılış ve yapı özelliklerinin tümü; Tabiat
DOĞAY: Ayın yeni doğuş hali
DUYGU: Kişi, olay ve nesnelerin bireyin iç dünyasında uyandırdığı izlenim
DUYGUN: Duygulu,hassas,hisli kişi.
DEMET: Çiçek bağlamı, deste
DENİZ: Yeryüzünün çoğunu örten engin su
DERYA: Büyük deniz anlamında
DEVRİM: Yerleşik toplumsal düzenini , köklü, hızlı ve geniş kapsamlı olarak değiştirme.
DİCLE: Bir nehir adı. Ulu ırmak.
DİDEM: Gözüm gibi sevdiğim, sevgilim

E Harfi ile Başlayan Kız Bebek İsimleri

EBRU: 1.Keman kaş. 2.Bulut rengi. 3.Bir sanat dalı
ECE: Kraliçe. Güzel kız,kadın.
EMEL: Arzu, özlem.
EMİNE: İnanılır,güvenilir.
ESEN: Sağlıklı, salim
ESER: Emek sonucu ortaya çıkan ürün, yapıt; Yok olmuş bir nesneden kalan parça
ESİN: Sabah rüzgarı
ESMA: İsimler,adlar. Çok yüksek olan.
ESNA: Yüksek, yüce. Bir işin yapıldığı an.
ESRA: En çabuk, çok çabuk
EVİN: Bir şeyin içindeki öz; Buğday tanesinin olgunlaşmış içi, özü
EZGİ: Melodi, şarkı, türkü
ECESU: Su gibi berrak ve güzel.
EDA: Naz, cilve. Davranış,tavır. Verme,ödeme. (Namaz için)kılma,yerine getirme. Üslup.
ELANAZ: Ela gözlü,nazlı güzel.
ELANUR: Ela gözleriyle nur saçan.
ELÇİN: Deste, tutam
ELİF: Kibar, narin yapılı, ince-uzun boylu kız.
ELVAN: Renkler,çeşitler.

F Harfi ile Başlayan Kız Bebek İsimleri

FATMA: Çocuğunu sütten kesen kadın.
FERAH: Aydınlık, iç açıcı
FERDA: Gelecek zaman, yarın; Kıyamet
FERHAN: Sevinçli, gönlü hoş
FERİDE: Eşi benzeri olmayan,tek. Çok değerli inci.
FEYZA: Bolluk, çokluk, bereket. Taşkın.
FİGEN: Yaralayan, kıran
FİLİZ: Tohumdan çıkan sürgün. İnce ve güzel vücutlu.
FİRDEVS: Cennetler. Cennet bahçeleri.
FİRUZE: Açık mavi renkte, değerli bir süs taşı
FULYA: Nergisgillerden güzel kokulu sarı bir çiçek
FUNDA: Çalı ormanı, çalılık; Püskül, tepelik
FÜSUN: Büyü

G Harfi ile Başlayan Kız Bebek İsimleri

GAMZE: Gülerken bazı kişilerde yanaklarda beliren çukur
GAYE: Amaç, erek
GELİNCİK: Yazın kırlarda yetişen parlak kırmızı renkli bir çiçek
GİZEM: Sır; Aklın erişemediği çözülemeyen şey
GONCA: Tam açılmamış çiçek
GÖKBEN: Ben gökyüzü anlamında
GÖKÇE: Gök mavisi, mavi gözlü güzel
GÖNÜL: İstek, arzu, sevgi.
GÖZDE: Çok sevilen, beğenilen nitelikte olan. Çok güzel.
GÜHER: Cevher
GÜL: Gülgillerin örneği olan bitki ve bunun çiçeğine verilen ad; Gülmek eyleminden gül
GÜLAY: Gül gibi güzel, ay gibi aydınlık olan.
GÜLBEN: Gül yüzlü,gül gibi beni olan.
GÜLBİN: Gül fidanı, gül yetişen yer.
GÜLCE: Gül gibi.
GÜLÇİN: Gül toplayan, gül seven.
GÜLEN: Güleç yüzlü, mutlu anlamında
GÜLENAY: Güleç ay, gülümseyen ay; Ay gibi gülümseyen güzel
GÜLFEM: Ağzı gül gibi olan
GÜLGÜN: Gül renkli; Gülen, gülümseyen
GÜLİN: Güzel,zarif.
GÜLİZ: Gül yetiştiren
GÜLİZAR: Al yanaklı, gül yanaklı; Alaturka müzikte bir bileşik bir makam
GÜLNİHAL: Gül fidanı.
GÜLRİZ: Gül saçan
GÜLRU: Gül yüzlü, gül yanaklı
GÜLSÜN: Yaşam boyu yüzü gülsün anlamında
GÜLŞAH: Gül dalı; Güzelliğiyle ün salmış olan
GÜLŞEN: Gül bahçesi
GÜLÜM: Bana ait olan gül. Canım.
GÜNAY: Hem gün, hem ay
GÜNNAZ: Nazlı kişi.
GÜNNUR: Güneş gibi ışık saçan.
GÜZİN: Seçilmiş, seçkin. Beğenilen.
GÜZÜN: Güz mevsiminde olan

H Harfi ile Başlayan Kız Bebek İsimleri

HALE: Ayın çevresindeki ışık halkası.
HANDAN: Güleç, sevinçli,şen şakrak.
HANDE: Gülüş, gülme. Açılma. Eğlenme.
HARİKA: Sıradanlığın üstündeki nitelikleriyle insanda hayranlık uyandıran
HAZAR: Barış
HEVES: Bir şeye duyulan istek
HELİN: Yuva
HÜLYA: İnsanın kurduğu tatlı düş, sevda
HÜMA: Efsanelerde geçen, yere konmayıp sürekli gökte kaldığına inanılan cennet kuşu
HÜMEYRA: Kızıllık, pembelik

 

I Harfi ile Başlayan Kız Bebek İsimleri

ILGAZ: Atın dört nala koşması. Hücum,akın.
ILIM: Uzlaşmacı yumuşaklık
IRMAK: Akarsuların en büyüğü
IŞIK: Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji. Aydınlık,nur.
IŞIL: Pırıltı, parlaklık, ışık, aydınlık
IŞIN: Bir kaynaktan belli bir doğrultuya giden ışık çizgisi

İ Harfi ile Başlayan Kız Bebek İsimleri

İDİL: Kır yaşamı içinde aşk konusunu işleyen kısa şiir; Volga ırmağına Türkler’in verdiği ad
İLGİ: İki şey arasındaki ilişki; Bir şeye duyulan merak; Eğilim
İLKAY: Ayın ilk hali.
İLKE: Temel alınan düşünce, kural
İLKİM: İlk çocuğum anlamında
İLKNUR: İlk ışık
İMGE: Düş, hayal, görüntü, tasarım
İNCİ: Süslemede kullanılan, istiridyede yetişmiş değerli madde
İPEK: İpekböceği kozasından elde edilen ince, parlak kumaş. Kibar, zarif.
İREM: Bahçeleriyle ünlü masal kenti
İZEL: El izi anlamında
İZİM: Önceden bulunduğum yerde bıraktığım belirti anlamında

J Harfi ile Başlayan Kız Bebek İsimleri

JALE: Çiğ, kırağı. Sabahları otların üzerinde olan su damlaları
JÜLİDE: Dağınık, karmakarışık

K Harfi ile Başlayan Kız Bebek İsimleri

KADER: Değişmez bir karar ile iyilik ya da kötülük hazırladığına inanılan olağan üstü güç
KADRİYE: Değerle ilgili / İtibar, onur
KAMELYA: Çaygillerden büyük çiçekler açan bir bitki – Yabangülü
KAMİLE: Tam, eksiksiz, kemale ermiş, bilgin, bilgili
KAMURAN: İstediğine ulaşmış, mutlu
KARANFİL: Kokulu bir çiçek
KARDELEN: Baharda çok erken açan bir çiçek, çiğdem
KARMEN: Parlak kırmızı
KAYRA: Büyük birinden gelen iyilik – İhsan
KERİMAN: Cömert, ulu, büyük
KERİME: Cömert, ulu, büyük, kız çocuk
KEVSER: Cennette bir akarsuyun adı
KISMET: Talih, nasip, kader
KIVILCIM: Yanan bir maddeden sıçrayan ateş parçası
KIYMET: Değer, paha (baha), bedel
KİRAZ: Gülgillerden bir meyva ağacının sulu
KUMRU: Güvercinden küçük boz renkli kuş
KÜBRA: En büyük

L Harfi ile Başlayan Kız Bebek İsimleri

LALE: Çan biçiminde bir çiçek
LAMİA: Parlayan, parlak.
LEYLA: Saçları gece gibi simsiyah olan kadın; Çok karanlık gecede görülen ışık.

M Harfi ile Başlayan Kız Bebek İsimleri

MAHPERİ: Güzeller güzeli.
MANOLYA: Bir süs bitkisi
MELDA: İnce ve taze bedenli
MELEK: Tanrı katında bulunan ruhani varlıkların her biri
MELİKE: Kadın hükümdar, padişah eşi.
MELİS: Bal, bal arısı
MELİSA: Oğul otu
MELTEM: Yazın karadan denize doğru esen yel
MERVE: Mekke’de Safa dağının karşısındaki kırmızı renkli tepenin adı
MİNE: İnce ve parlak nakış; Madenler üzerine vurulan renkli cam tabakası
MÜGE: İnci çiçeği
MÜJDE: Sevindirici haber; İyi haber getirene verilen bağış

Macide: Onurlu, ün kazanmış.
Mağfiret: Tanrı’nın kullarının günahlarını bağışlaması. 2. şefkat, acıma ve yargılama.
Mahbube: Sevgili, yar.
Mahfer: Ay ışığı.
Mahinur: Ay ışığı.
Mahire: Hünerli, becerikli.
Mahiye: Aylık, maaş.
Mahmude: Övülmüş, övülmeye değer.
Mahmure: Sarhoşluğun verdiği sersemlik. 2. Süzgün ve dalgın bakışlı göz.
Mahperi: Güzeller güzeli.
Mahrem: Gizli, saklı. 2. İçli dışlı, sırdaş.
Mahru: Yüzü ay gibi güzel olan.
Mahrume: Yoksun kalmış. 2. Payı kısmeti olmayan, şanssız.
Mahrur: Alevlenmiş, ateşli.
Mahsure: Kuşatılmış, sarılmış.
Mahşer: Kıyamet günü ölülerin dirilip toplanacakları yer ve zaman.
Mahur: Türk müziğinde bir makam.
Mahzure: Çekinme, sakınma. 2. Korku. 3. Savaş.
Maide: Ziyafet, şölen.
Makber: Mezarlık.
Makbule: Kabul edilmiş. 2. Genel olarak istenilen, herkesçe kabul edilen. 3. Beğenilen,
Maksude: İstenilen şey, istek. 2. Niyet, hedef.
Maksure: Kısaltılmış. 2. Elinde olmadan, zoraki. 3. Alıkonulmuş. 4. Camilerde büyükler için ayrılan yüksekçe yer.
Makule: Tür, çeşit. 2. Soy.
Malike: Sahip olan, elinde bulunduran.
Mamure: Bayındırlık . 2. Kent, kasaba.
Mana: Anlam. 2. Düş. 3. İçyüz, 4. Akla yatkın neden.
Manolya: Çiçekleri beyaz, bitkileri parlak, yeşil renkte olan süs bitkisi.
Mansure: Tanrı yardımıyle zafer kazanmış. 2. Yardım görmüş.
Marifet: Ustalık, hüner. 2. Uygun olmayan, hoşa gitmeyen.
Martı: Beyaz ve parlak yeşil renkte deniz kuşu.
Marufe: Bilinen tanınan. 2. Ün kazanmış, ünlü. 3. Dinsel bakımdan iyi bulunmuş, beğenilmiş kimse.
Masume: Günahsız, suçsuz.
Maşuka: Sevgi, sevilen yavuklu.
Maviş: Mavi gözlü güzel kız.
Maya: Yaradılış, öz, nitelik. 2. Dişi deve. 3. Bir tür halk türküsü.
Mayıs: Bahar ayı.
Mazlume: Zulüm görmüş, haksızlığa uğramış, ezilmiş, yıkılmış. 2. Uysal boynu bükük, nazlı.
Mebruke: Kutlanacak, tebrike layık kadın.
Mebrure: Hayırlı, beğenilmiş
Mebuse: Gönderilmiş, yollanmış. 2. Milletvekili. 3. Öldükten sonra diriltilmiş olan.
Mecide: Şan ve şeref sahibi. 2. Büyüklük, ululuk.
Medar: Dayanak, yardımcı.
Medeniyet: Uygarlık.
Mediha: Övülen, beğenilen, sevilen kadın.
Medine: Kent, şehir . 2. Dünya müslümanlarının kutsal kentlerinden biri.
Mefbaret: Övünülecek şey, övünmeye neden olacak şey.
Mefküre: Ülkü, ideal.
Meftune: Büyülenmişçesine, kendinden geçercesine birine tutkun. 2. Bir şeyi aşırı beğenmekten şaşkın olan vurgun.
Mehcure: Uzaklık. ayrılık, 2.-Bir kenara bırakılma.
Mehin: Dişi at. kısrak.
Mehir: Ay. ay parçası.
Mehlika: Ay parçası gibi. çok güzel kadın.
Mehpare: Ay parçası, ay gibi güzel.
Mehru: Ay yüzlü güzel.
Mehrup: Yoksul, fakir.
Mehtap: Dolunay. ay ışığı.
Mehveş: Ay gibi güzel kadın.
Melahat: Güzellik. 2. Yüz güzelliği. 3. Sevimlilik. güleryüzlülük.
Melaik: Melekler.
Melda: Çok genç, körpe vücut. 2. DuL.
Melek: Tanrı ile insan arasında aracılık yapan nurdan olduğuna inanılan manevi varlık. 2. Huyu güzel kişi.
Melekcan: Çok iyi dost. 2. Karakteri iyi olan.
Melekgül: Çok iyi kalpli.
Meleknaz: Nazlı güzel.
Meleknur: Melek nur.
Meliha: Güzel, şirin, sevimli, zarif.
Melike: Kadın hükümdar, padişah karısı.
Melis: Bal, bal arısı.
Melisa: Tıpta yapraklarından yararlanılan çok yıllık otsu bir bitki.
Melodi: Kulağa hoş gelen ses dizisi, müzik.
Meltem: Karadan denize esen yaz rüzgarı.
Memduha: Övülmüş, yüceltilmiş. 2. Övgüye değer.
Memnune: Sevilmiş, sevinçli.
Menekşe: Mor renkli, kokulu çiçekler.
Meneviş: Renk dalgalanmaları.
Menevşe: Morrenkli, kokulu çiçekler.
Mensure: Saçılmış, serpilmiş.
Menşure: Yayınlanmış, dağıtılmış.
Menzure: Adanmış, adak olarak belirtilmiş.
Meral: Dişi geyik, ceylan.
Meram: İstek, niyet, amaç.
Mercan: Tropik ve ılık denizlerde yaşayan, geniş resifler oluşturan, mercanlar sınıfının örneği olan, kırmızı kalker iskeletli hayvan. 2. Bir çeşit balık.
Meriç: Trakya bölgesinde bir nehrin adı.
Mersa: Liman.
Merve: Mekke’de kutsal bir dağ.
Meryem: Hz. İsa’nın annesi.
Merze: Mercan.
Merziye: Beğenilen, güzel olan.
Merzuka: Rızklanmış, rızkı verilmiş. 2. Rızkı çok, mutlu.
Mesadet: Mutluluk, sevinç.
Meserret: Sevinçli, neşeli.
Mesrure: Sevinmiş, sevinçli. 2. İsteğine kavuşmuş, mutlu olmuş.
Mesture: Örtülü. 2. Gizli saklı. 3. Namuslu, açık gezmeyen kadın.
Mesube: Hayırlı ve yararlı bir işe karşı Tanrı’nın armağanı.
Mesudane: Mutlu olanlar gibi, mutlulukla.
Mesude: Mutlu olan, mutlu.
Meşakkat: Güçlük, sıkıntı, zorluk. 2. Eziyetli, zahmetli iş. .
Meşale: Ucunda, alev çıkararak yanıcı bir madde bulunan, aydınlatmaya yarayan değnek.
Meşale: Işık saçan araç.
Meşine: Ela, ela gözlü
Meşk: Yazı örneği. 2. Yazı ve müzikte alıştırma, uygulama
Meşkure: Beğenilmiş, övgüye değer, teşekkür edilecek değerde.
Metanet: Dayanıklı, sağlam olma.
Metik: Küçük çiçeklerin goncası.
Mevcude: Mevcut olarak, kendisiyle birlikte.
Mevhibe: Tanrı vergisi, bağış.
Mevlide: Doğma, dünyaya gelme. 2. Doğum yeri. 3. Doğum zamanı, tarihi.
Mevlüde: Yeni doğmuş çocuk.
Mevsim: Yılın iklim bakımından ayrılmış dört bölümü.
Mevzune: Biçimli, düzgün. 2. Düzenli, vezinli, ölçülü.
Meygün: Şarap renginde, şaraba benzer.
Meyil: Bir yana eğilmiş olma, eğilim. 2. Sevgi duyma, sevip tutulma.
Meyyal: Meyleden, aşırı istekli. 2. Fazlaca eğilen, 3. Eğik.
Meyyit/Meyyite: Çok zayıf.
Meziyet: Bir kişi veya nesneyi benzerlerinden üstün gösteren ayıran nitelik. 2. Beceri.
Mısra: Manzumenin satırlarından her biri, dizeleri.
Mihman: Konuk, misafir.
Mihriban: İyi yürekli, güler yüzlü. 2. Dost, sevgili, yarendaş.
Mihrican: Sonbahar. 2. Dost, sevgili.
Mihrigül: Güler yüzlü dost, sevecen güzel.
Mihrimah/ Mihrümah: Güneş ve ay.
Mihrinaz: Çok nazlı.
Mihrinisa: Güler yüzlü, faziletli kadın.
Mihrinur: Güldüğünde ışıklar saçan.
Mihrişah: Şahların güneşi.
Mihrişan: Şanlı, şöhretli, güleryüzlü dost.
Mihrişen: Şen, şakrak, güleryüzlü.
Mihriye: Güneşle ilgili.
Mileb: Diren, direngen.
Mimoza: Çiçekleri sarı ve bazı türlerinde beyaz veya menekşe renginde, yaprakları akasya yaprağına benzeyen bir süs bitkisi.
Mina: Liman. 2. Şişe, cam, billur. 3. Şarap şişesi. 4. Mine
Mine: Metal eşya üzerine vurulan renkli cam katmanı. 2. Saat kadranı. 3. Dişlerin taç kısmını kaplayan beyaz ve sert doku. 4. İnce ve parlak sert nakış. 5. Yapraklan karşılıklı ve oymalı, çiçekleri başak durumunda alacalı, mavi veya menekşe renginde ıtırlı bir bitki.
Minnet: Yapılan bir iyiliğe karşı kendini borçlu sayma, gönül borcu; 2. Bir iyiliğe karşı teşekkür etme, memnuniyet duyma.
Mirari: İnci
Miraz: Amaç, hedef
Mircan: Güneş gibi aydınlık.
Misal: örnek olarak alınabilen, gösterilen şey, örnek. 2. Benzer, eş gibi.
Mişvar: Huy, alışkanlık, tarz.
Mizur: Munzur nehri.
Moran: Sis.
Morgül: Morrenkli değişik bir gül türü.
Muaccel: Acele olunmuş, acelecilik. 2. Peşin, vadesi olmayan.
Muadelet: Değer bakımından eşit olma, eşitlik, denklem.
Mualla: Yüksek, yüce. 2. Rütbe ve mevki bakımından en üst düzeyde olan.
Muazzez: Çok saygıdeğer, onur sahibi. 2. Aziz, değerli.
Mucibe: kap eden, gereken.
Mucide: Bilinen şeylerin yardımıyla hiç bilinmeyen bir şey bulma. 2. Yeni düşünce ve anlamlar bulabilen.
Mucize: İnsanı şaşkınlık içinde bırakan olağanüstü olay.
Muhabbet: Sevgi. 2. Dostça konuşma, yarenlik, sohbet etme.
Muhibban: Sevenler muhabbeti olanlar. 2. Dostlar, ahbaplar. 3. Bir tarikate sevgi duyanlar, bağlı olanlar.
Muhibbe: Kadın dost.
Muhlise: Katkısız, halis. 2. Düşünce, davranış ve duyuşlarında içten olan, samimi.
Muhsine: İhsan eden, iyilik edip bağışta bulunan, cömert.
Muhteşem: Görkemli, gösterişli, büyük ve göz alıcı.
Mukaddes: Kutsal, mübarek.
Mukbile: İkbal sahibi. 2. Mutlu, kutlu.
Mukime: Bir yerde yerleşmiş, orada oturan.
Munise: Alışılan, alışılmış, yabancı olmayan. 2. Cana yakın, uysal, sevimli.
Musiye: Vasiyet eden kadın.
Muslihe: Islah eden, düzelten, iyileştirmeye çalışan. 2. Barıştıran, arayı düzelten.
Muteber: Hatırı sayılan, saygın, güvenilir.
Mübeccel: Yüceltilmiş, ululanmış, yükseltilmiş.
Mübeddil: Değiştiren.
Müberra: Temize çıkmış, arınmış, aklanmış.
Mübeşşer: Müjdelenmiş.
Mübeyyen: Beyan edilen, bildirilen, açıkça söylenen.
Mübine: İyiyi, kötüyü ayıran. 2. Apaçık, besbelli.
Mübtesim: Gülümseyen, tebessüm eden.
Mücber: Zorunlu, zorlanan.
Mücella: Cilalanmış, parlatılmış.
Mücevher: Değerli süs eşyası.
Müçteba: Seçilmiş, seçkin.
Müdebber: Tedbir, önlem alınmış. 2. Her şey düşünülmüş. 3. Azat olması için sahibinin ölümü koşul olarak kabul edilmiş köle.
Müdrike: Anlayan, kavrayan, idrak eden. 2. Yaklaşan, ulaşan.
Müeccel: Tecil edilmiş, sonraki bir zamana bırakılmış, ertelenmiş.
Müedda: Eda edilmiş, ödenmiş. 2. Anlam, kavram.
Müesser: Etkilenmiş olan, tesir altında kalan.
Müeyyet: Sağlamlaştırılmış, güçlendirilmiş. 2. Yardım gören.
Müfide: Anlatan, ifade eden. 2. Yararlı.
Müge: İnce bir sap üzerinde küçük çan biçiminde beyaz çiçekler açan bir süs bitkisi. İnci çiçeği,
Mühire: Aydınlatan.
Mühri: Güneşli.
Müjde: Sevindirici haber, muştu.
Müjdecan: İyilik haberleri getiren
Müjdenaz: Nazlılığıyla kendini sevdiren.
Müjdenur: İnsanın içini ferahlatan haber.
Müje: Kirpik.
Müjgan: Kirpikler.
Mükafat: ÖdüL. 2. Değerlendirici, sevindirici davranış.
Mükedder: Üzgün, acılı, üzüntülü, kederli.
Mükesser: Kırık, kırılmış.
Mükrem: İkram olunmuş, değer verilerek ağırlanmış,
Mükrime: İkram eden güler yüzle ağırlayan. 2. Konuksever, hürmetkar.
Müldüz: Duru, berrak su.
Müleyyen: Yumuşatılmış, mülayimleştirilmiş.
Mülhime: İlham eden, içe doğduran.
Mülzime: Susturan. 2. Gerekli gören.
Mümine: İslam dinine, Tanrı’nın birliğine, Muhammet peygambere yürekten inanan müslüman.
Münciye: Kurtaran, kurtancı.
Münevver: Parlak, aydınlatılmış. 2. Kültürlü, açık düşünceli insan.
Münibe: Başkaldırmayı, azgınlığı bırakarak Tanrı’ya yönelen. 2. Bereketli yağmur.
Münife: Yüksek, ulu, büyük. 2. Ululuk
Münime: Nimet veren, yedirip içiren. 2. İyiliksever, velinimet.
Münire: Nurlandıran, ışıklandıran, ferahlatan.
Münşire: Anlatımı iyi olan sekreter. 2. İyi hatip.
Mürebbi: Çocuk eğiticisi kadın.
Müride: Bir tarikat şeyhine bağlanarak ondan tasavvufun yollarını öğrenen, onun doğrultusunda ilerleyen kimse.
Mürşide: Doğru yolu gösteren kılavuz.
Mürüvvet: İyilikseverlik, cömertlik. 2. Ana-babanın çocuklarının sünnet, askerlik; evlilik gibi mutlu günlerini görme sevinci. 3. Yiğitlik, mertlik.
Mürvet: “Mürüvvet” isminin bir başka söyleniş biçimi.
Müsalemet: Barış içinde yaşama, iyi geçinme.
Müseccel: Sicil defterine, kütüğe yazılmış.
Müsemma: Adı olan, adlanmış. 2. Parası, sayısı tutarı belli. 3. Belli bir zaman süresi.
Müslime: Müslüman.
Müstakbel: İleri bir tarihte beklenen, gelecek. 2. İstikbal, gelecek (zaman).
Müstesna: Bir bütünün veya kuralın dışında olan, kural dışı. 2. Benzerlerinden üstün olan, benzerleri az bulunan. 3. Ayrıcalıklı.
Müteber: Geçerli, sağlam.
Müyesser: Kolaylıkla yapılan, kolay gelen.
Müzehher: Çiçeklenmiş, çiçekli. 2. Çiçeklerle süslenmiş olan.
Müzeyyen: Süslenmiş, bezenmiş.

N Harfi ile Başlayan Kız Bebek İsimleri

NAZ: İsteksiz gibi görünen, çekingen davranış
NAZAN: Cilve yapan,nazlanan,nazenin.
NAZLI: Naz yapan; İşveli, edalı
NECLA: Evlat, çocuk. Soylu.
NERGİS: Bir süs bitkisi
NERMİN: Yumuşak,narin,ince.
NESLİ: Soylu.
NESLİHAN: Han soyundan. Sevgi ile hükmeden.
NEVAL: Talih,kader,kısmet.
NEVRA: Beyaz çiçek. Işıklı olma, parlaklık.
NİHAL: İnce ve düzgün vücutlu sevgili. Fidan, taze sürgün.
NİHAN: Saklanmış, gizli olan; Sır
NİL: Çivit. Mısır’da bir nehir
NİLAY: Işıklı mavi,ışıklı lacivert.
NİLGÜN: Lacivert renkli, çivit renginde
NİLÜFER: Durgun sularda yetişen, değişik renkli ve uzun ömürlü su bitkisi
NUR: Aydınlık, parıltı, parlaklık
NURAN: Nurlu, ışıklı.
NURAY: Işık saçan.
NURCAN: Aydınlık insan.
NÜKHET: Güzel koku

O Harfi ile Başlayan Kız Bebek İsimleri

OYA: Bir nesneye oyularak yapılan süs; Genellikle ipek veya ibrişim ile iğne, mekik, tığ kullanılarak yapılan ince dantel
OYLUM: Hacim, dirim; İçi oyulmuş, çukur duruma getirilmiş; resimde derinlik, üç boyutluk etkisi, mimarlıkta mekan karşılığı

Oder: Ateş gibi canlı, hareketli.
Ogül: Gül gibi güzel.
Oksu: Hızlı akan su.
Olca: Ganimet, bolluk, bereket.
Olgaç: Bilgi ve görgüde olgunlaşan.
Olgunsu: İçimi güzel, iyi su.
Olsar: İsim yap, adın duyulsun.
Ongar: Kurtuluş.
Ongu: Sağlık, mutluluk.
Orgül: Ateş kırmızısı renkte gül.
Orkide: Çiçeklerinin güzelliği dolayısıyla camlıklarda yetiştirilen birtakım bitki türlerinin ortak adı.
Ortanca: Yaş bakımından üç kardeşin büyüğü ile küçüğünün arasında bulunan. 2. Kırmızı, pembe veya mor renkli çiçeklerini yaz başında açan, gölgelik yerlerde yetiştirilen bir süs bitkisi.
Otacı: Hekim, doktor.
Oval: Yuvarlak, yumurta biçiminde olan, yan yuvarlak.
Oya: Genellikle ipek ibrişim kullanılarak iğne, mekik, tığ veya fırkete ile yapılan ince dantel işleme. 2. İnce güzel, zarif kadın.
Oyacan; Nazlı ve kibarcan.
Oyacık: Sevimli zarif kişi.
Oyalı: İnce nazikçe, güzelce.
Oyalıgül: Er ince ayrıntısına kadar çok güzel olan.
Oylum: Hacim, dirim. 2. İçi oyulmuş çukur duruma getirilmiş. 3. Resimde derinlik. üç boyutluk etkisi, mimarlıkta mekan karşılığı .
Oysu: İnce. akan su, derecik.
Ozangül: İnsanı şair yapan güller gibi güzel.

Ö Harfi ile Başlayan Kız Bebek İsimleri

ÖZBEN: Bireyin kendi varlığı; gerçek ben anlamında
ÖZDE: Kişinin kendi içinde, özünde, canda olan
ÖZDEN: Özle, öz varlıkla, gerçekle ilgili
ÖZGE: Yabancı. İyi, güzel. Cana yakın, şakacı. Yürekli, gözü pek
ÖZLEM: Bir şeye karşı duyulan istek, bir kimseyi ya da bir şeyi görme, kavuşma isteği; Hasret
ÖZNUR: Özü ışıklı,aydınlık.

P Harfi ile Başlayan Kız Bebek İsimleri

PAPATYA: Baharda çiçek açan bir kır bitkisi
PELİN: Acı ve güzel kokulu bir bitki
PETEK: Arıların bal topladıkları balmumu yuvacıkları
PINAR: Büyük su kaynağıÖYKÜ: Hikaye, ayrıntılarıyla anlatılan olay

Pakize: Tertemiz, çok temiz, halis.
Paksüt: Süt gibi temiz bir karakteri olan.
Pamuk: Koza biçimindeki meyvesi üç, dört, beş dilimli olan, sıcak bölgelerde yetişen tarım bitkisi. 2. Uysal, yumuşak kişi.
Papatya: Baharda çiçek açan, taç yaprakları beyaz, Ortası sarı kömeçli, bir yıllık otsu bir bitki.
Parçe: Parça, bir bütünden ayrılmış küçük bölümler.
Parlak: Parlayan, ışıldayan. 2. Temiz ve ışıklı. 3. Göze çarpacak kadar başarılı olan.
Parlanur: Nur gibi parla, ışık saç.
Payende: Sürekli, yerinde duran. 2. Kararlı, temelli. 3. Payanda, destek.
Pekay: Ay gibi güzel.
Pelin: Yapraklarında ve öteki bölümlerinde çok acı, ıtırlı bir madde bulunan, hekimlikte kullanılan çok yıllık ve otsu bir bitki.
Pembe: Beyazla biraz kırmızının karışmasından oluşan açık renk.
Pembegül: Pembe renkli gül gibi olan.
Pembenaz: Nazlı güzel.
Pembenur: Pembe renkli ışık saçan.
Perçem: Saç traşından sonra tepede bırakılan saç tutamı. 2. Yele. 3. Kakül. 4. Mızrak, bayrak gibi şeylerin uçlarına konulan püsküle benzer şeyler.
Perestide: Sevgili, sevilen, canan.
Peri: Doğa üstü güçleri olduğuna inanılan, hayali dişi varlık. 2. Çok güzel, alımlı becerikli, hamarat kadın.
Perican: İçtenliğiyle güzelleşen kadın.
Peride: Uçmuş, soluk, solmuş.
Perihan: Peri padişahı.
Perik: Kuş tüyü.
Perinaz: Çok güzel olmasından ötürü nazlanan.
Perinisa: Kadınların en güzeli.
Perinur: Peri gibi güzelliğiyle göz kamaştıran.
Peripeyker: Peri gibi güzel yüzlü.
Perisu: Peri kadar güzel ve su kadar da saf olan.
Periveş: Peri gibi çok güzel.
Periyar: Peri kadar güzel sevgili.
Perizat: Peri çocuğu kadar güzel.
Perize: Kırmızı altın.
Perran: Uçan, uçucu.
Peru: ışığa gelen kelebek.
Perver: Besleyen, besleyici, eğiten, eğitici.
Pervin: Ülker yıldız.
Pesin: Sonraki, en son.
Petek: Anların yumurtalarını bırakmak ve bal depo etmek için yaptığı, düzgün altıgen ağızlı bal mumu yuvacıkları. 2. Arı kovanı. 3. Balçıktan yapılan ve dikine duran sandık biçimindeki tahıl ambarı. 4. Minarelerde külah ile şerefe arasındaki bölüm.
Peya: Gurur.
Peyam: Badem.
Peyker: Yüz, çehre.
Peyma: Ölçen, ölçülü.
Pınar: Yerden kaynayarak çıkan su, kaynak.
Pırıl: Çok parlak, çok ışıklı. 2. Çok temiz, tertemiz. 3. Çok yeni. 4. Kusursuz, eksiği olmayan, tam.
Pırıltı: Parıldayan şeyin çıkardığı ışık.
Pırıltılı: Pırıltısı olan, parlak. 2. Süslü, özentili.
Pıtırcık: Koyu pembe renkli bir bahar çiçeği.
Piraye: Süs, bezek.
Piroze: Güvercine benzer bir kuş türü.
Piruze: Mavi renkli ve değerli bir süs taşı.
Prenses: Hükümdar ailesinden olan kadın veya kızlara verilen ünvan. 2. Hükümdar karısı.
Pürahenk: Çok uyumlu.
Pürçek: Püskül, saçak, şakaklardan sarkan saç.
Püren: Meşenin filizi. 2. Çalı, ot.
Pürenvar: Rengarenk, çok renkli
Pürfeyz: Bereketli
Pürheves: Çok hevesli, çok istekli.
Pürhuzur: Huzur dolu.
Pürşan: Çok şöhretli.
Pürşen: Neşe dolu.
Pürtaravet: Taptaze.
Püser: Oğul vermek.

R Harfi ile Başlayan Kız Bebek İsimleri

RAHŞAN: Parlayan, parlak, aydınlık,ışıltı.
RENGİN: Boyalı, renkli; Hoş, latif ve güzel
REYHAN: Yaprakları güzel kokan bir süs bitkisi, fesleğen
REZZAN: Ağırbaşlı, onurlu
RUHŞEN: Neşeli, canlı.

Rabia: Dördüncü. 2- Tanzimattan sonra sivil rütbelerin yukarıdan aşağıya dördüncüsü
Rabian: Dördüncü olarak,
Raciye: Rica eden, yalvarıp yakaran.
Radife: Kabullenen, rıza gösteren. 2. Boyun eğen.
Radiye: Kabullenen, rıza gösteren. 2. Boyun eğen.
Rafia: Her türlü destek, ayaklık.
Rafiha: Bolluk içinde, rahat yaşayan.
Rağbet: İstek, arzu. 2. Beğenme, itibar.
Rahile: Kervan, yolcu kafilesi.
Rahime: Acıyan, merhametli.
Rahşende: Parlayan, parıldayan, ışıldayan.
Raife; Esirgeyici, merhametli.
Raika: Sade, saf, katıksız
Rakabe: Köle, cariye.
Rakkas: Rakseden, dans eden oynayan. 2. Sarkaç.
Rakkase: Geçimini dans ederek sağlayan kadın.
Rasiha: Sağlam, kökten güçlü, 2. Bir bilgi dalında, özellikle din bilimlerinde çok bilgisi olan.
Rasime: Eskiden kalma görenek. 2. Merasim, tören.
Raşide: Doğru yoldan giden, hak dinini kabul etmiş olan. 2. Akıllı.
Ratibe: Maaş, aylık. 2. Görev.
Raufe: Çok merhametli, pek esirgeyen.
Ravza: Suyu yeşilliği bol olan yer, bahçe.
Rayiha: Koku, güzel koku.
Razber: Nisan ayı.
Raziye: Kabul eden, boyun eğen, rıza gösteren, gönlü olan.
Rebia: Baharla ilgili.
Refaket: Arkadaşlık, yol arkadaşlığı.
Refia: Yüksek, yüce.
Refiha: Rahatlık ve huzur içinde yaşayan.
Refika: Zevce, eş. 2. Kadın arkadaş.
Rekin: Gururlu, ağırbaşlı, yüksek.
Remziye: İşaret ile ilgili. 2. Simgesel.
Rengin: Renkli, boyalı. 2. Hoş, latif ve güzel. 3. üslü bezeli.
Rengial: Al renkli.
Renim: Bağırma, çığlık.
Renk: Işığın cisimlere verdiği görüntü niteliği; boya, tarz, şekil, usül.
Resmiye: Devlet tarafından ya da devlet adına olan. 2. Törenle ilgili. 3. Çok ciddi, sert.
Reşide: Doğru yolu tutan. 2. Ergin, akıllı, olgun, doğru davranışlarda bulunan.
Reşik: Göz bebeği.
Reviş: Yürüyüş, gidiş.2. Tarz, usul, yöntem, üslup.
Reyhan: Fesleğen.
Reyyan: Çok, sulak
Rezik: Gelenek, töre, yöntem.
Rezvan: Bağ, bağcı, üzüm.
Rezzan: Ağırbaşlı, Ciddi.
Rızaiye: Eski Urmuye şehri.
Rikkat: Acıma, yumuşaklık, 2. incelik, zariflik, içlilik.
Roman: Uzun öykü. 2. Çingene.
Ronahi: Işık, aydınlık.
Roni: Aydın ışıklı, berrak.
Rosa: Gül rengi, pembe kırmızı arası bir renk.
Ruhan: Güzel kokulu.
Ruhcan: Üretken insan, hareketli, yaratıcı kişi.
Ruhinur: Yüzü nurlu,
Ruhiye: Ruhla ilgili.
Ruhsar: Yanak. 2. Yüz, sima, çehre.
Ruhsel: İçi içine sığmayan, coşkulu.
Ruhuay: Ruh güzelliği olan.
Ruhucan: Samimiyeti yürekten olan.
Ruhugül: Gül kadar temiz bir ruha sahip olan.
Ruhugülen: Şen şakrak bir ruh yapısına sahip olan.
Ruhugüz: Hüzünlü bir ruh yapısına sahip olan.
Ruhunaz: Nazlı, nazenin bir karaktere sahip olan.
Ruhunur: İçindeki enerjisini herkese yansıtan.
Ruhuşan: Şöhret arzusu içinde olan.
Ruhuşen: Neşeli bir ruh yapısı olan, şen şakrak,
Rukiye: Büyü, sihir.
Rüveyda: Hoş, ince, nazik.
Rüya: Düş. 2. Gerçekleşmesi imkansız durum, hayal. 3. Gerçekleşmesi beklenen şey, umut.

S Harfi ile Başlayan Kız Bebek İsimleri

SANEM: Çok güzel kadın; Put
SEBLA: Uzun kirpikli göz
SEÇİL: Beğeni, sevgi, üstünlük gösterilen
SEÇKİN: Benzerler arasında nitelikleriyle göze çarpan, elit
SEDA: Ses; Doğa veya bir engele çarpıp geri dönen ses, yankı
SEDEF: Midye ve istiridye gibi deniz hayvanlarının kabuğunda bulunan pırıltılı, beyaz madde SEDEN: Uyanık, tetikte; Gözü açık olmak
SEHER: Tan ağartısı
SELDA: Bir söğüt cinsi
SELEN: Haber, müjde
SELİN: Gür akan su
SELMA: Barış içinde,huzur,erinç.
SELMİN: Barış ve sevgi duygusuyla dolu olan
SEMA: Gökyüzü; göç
SEMEN: Yasemin çiçeği. Semizlik.
SEMRA: Esmer kadın.
SENEM: Kars dolaylarında kadın ve erkeklerin karşılıklı olarak oynadıkları bir halk dansı; Arapça’da put; Arapça’da kendine tapılacak kadar güzel olan kadın, sevgili, güzel
SERAP: Çorak yerlerde, çölde, sıcak ve ışığın etkisiyle, ileride, yakında ya da ufukta su veya yeşillik var gibi görünmesi olayı
SERAY: Ay gibi güzel
SERMA: Kış soğuğu
SERPİL: Gelişmek, büyümek
SERPİN: Yağmur
SERRA: Rahatlık, kolaylık
SERTAP (SERTAB): İnatçı anlamında
SEVAL: Severek al anlamında
SEVDA: Vurgunluk, tutkunluk, aşk; Heves, arzu, kuvvetli istek
SEVGİ: İnsanı bir şeye ya da bir kişiye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu
SEVİL: Her zaman sevilen biri ol
SEVİM: Sevmek eylemi; Bir kişi ya da bir şeyde bulunan o kişi ya da şeyi başkalarına sevdiren özellik
SEVİNÇ: İstenilen şeyin olmasıyla duyulan coşku
SEVTAP: Tapılacak kadar çok sevilen.
SEYLAN: Sel, akma, akış
SEZEN: Hisseden, sezgili
SEZER: Açık bir kanıt olmaksızın, olmuş ya da olacak bir şeyi duyumsar
SEZGİ: Sezmek eyleminden sezgi; Sezme yeteneği
SEZİN: Sezinleme işi, sezme. Duygulu, anlayışlı.
SİBEL: Henüz yere düşmemiş yağmur damlası
SİMGE: Anlamı olan harf, bitki gibi işaretler
SİNEM: Yüreğim, çok sevdiğim
SUMRU: Bir şeyin yüksek yeri, tepesi
SUNA: Boylu, poslu, yakışıklı. Yaban ördeği.
SUZAN: Yakan, yakıcı.

Ş Harfi ile Başlayan Kız Bebek İsimleri

ŞAFAK: Gündoğumundan önceki aydınlık
ŞEBNEM: Çiğ, gece nemi, jale
ŞENAY: Mutlu geçen ay
ŞEYDA: Çılgın, deli divane
ŞİRİN: Cana yakın, sevimli
ŞULE: Alev, ateş alevi
ŞÜKRAN: İyilik bilme, minnettarlık

Şadiye: Güzel şiir okuyan, şarkı söyleyen kadın.
Şaduman: “Şadıman” isminin bir başka söyleniş biçimi.
Şaeste: Onurlu.
Şafaknur: Şafak aydınlığı
Şafir: Kır, bozkır.
Şafiye: Şefaat eden, birinin bağışlanması için aracılık eden.
Şahande: Mutlu, memnun.
Şahane: Hükümdarla ilgili, hükümdara özgü olan. 2. Çok güzel, çok mükemmel, üstün nitelikli.
Şahbanu: Hükümdar eşi, şah hanımı.
Şahdane: İnci tanesi.
Şahande: İçinde bulunduğu ortamdan memnunluk duyan, huzurlu.
Şaheser: Üstün ve kalıcı nitelikte olan. 2. Değeri üstün olan, üstün nitelikli.
Şahide: Mezarın baş ve ayak ucuna dikilen üzeri yazılı ve çiçekli mermer taşı.
Şahika: Dağın en yüksek yeri, doruk, zirve.
Şahmeran: Mitolojide başı insan gövdesi yılan biçiminde efsanevi canavar. (Yılanların hükümdarı olduğuna inanılan bu
canavar, gömülere bekçilik eder, soluğu ve bakışıyla öldürürdü.)
Şahmerdan: Çok ağır bir tür tokmak ya da çekiç. 2. Vurucu ağırlığı mekanik olarak yükselten ve düşüren makina.
Şah’name: Şahların yaşam öyküsünü anlatan manzum eser.
Şahnaz: Çok nazlı.
Şahnigar: Resmedilen.
Şahnisa: Sözü geçen, otoriter ve saygın kadın.
Şahnur: Aydınlık kimse.
Şahrah: Büyük yol, ana yol, ana artel.
Şahsar: Dallı budaklı ağaçlar. 2. Ağaçlık yer, koruluk.
Şahsen: Kendisi. 2. Yüzünde görülen. 3. Cisim, şekil, görünüş bakımından.
Şahsenem: Güzel kadınların en güzeli şahaser.
Şahser: Gücünü gösteren.
Şahseren: Gücünü gözler önüne seren, güçlü.
Şahver: İri ve güzel, kaliteli inci.
Şaibe: Leke, kusur. 2. Kötü eser ve iz.
Şaika: İstekli, hevesli, arzulu, şevkli.
Şaikane: İsteklice, şevkli olarak.
Şairan: Şairler, ozanlar.
Şaire: Şiir yazan kadın.
Şaiyan: Değer, kıymet.
Şakayık: Düğün çiçeğigillerden, çiçekleri türlü renkte, çok yıllık güzel bir süs bitkisi.
Şakire: Şükreden, gördüğü iyiliğin kadrini bilen.
Şakrak: Güzel ötüşlü bir tür kuş.
Şamiha: Yüksek. 2. Afili, kibirli.
Şamile: Kaplayan, içine alan, çevreleyen. 2. Genel olan, herkese ait olan. (Ar.)
Şan: Ün, nam, şöhret, san. 2. Gösteriş, gösterişlilik.
Şanal: Adın duyulsun, şöhretli ol.
Şarika: Doğan parlayan.
Şarkan: Doğu yönünden.
Şathiye: Genellikle şeriata aykırı düşen, öteki dünya ile ilgili şeyleri alaylı bir dille işleyen manzumeler.
Şayan: Yakışır, yaraşır, uygun.
Şayeste: Değerli, layık.
Şayeste: Uygun, yaraşır.
Şayia: Yayılmış haber. 2. Yaygın söylenti.
Şayian: Yayılmış olarak, herkesçe duyularak.
Şaylan: Nazlı, neşeli.
Şaziment: Benzeri olmayan, farklı.
Şaziye: Yay, kavis. 2. İncik kemiği, 3. Bir ağaçtan kopmuş küçük parçalardan her biri. 4. Kırık kemiğin parçaları. 5. Gönül ferahlığı, memnunluk.
Şebnem: Havada buğu durumundayken akşamın ve gecenin serinliğiyle yerde veya bitkilerde toplanan küçük su damlaları,
çiy.
Şebnur: Gecenin ışığı,ay ışığı
Şefaat: Birinin bağışlanması için aracı olma, bağışlanmasını dileme. 2. Arka çıkma.
Şefika: Acıyan, merhametli, şefkatli.
Şefkat: Acıyarak ve koruyarak sevme sevecenlik, sevgi duygusu.
Şehamet: Zeki ile aldı birleştiren.
Şehbal: Kuş kanadının en uzun tüyü.
Şeher: “Seher” isminin bir söyleniş biçimi.
Şehime: Zeki ile aldı birleştiren.
Şehla: Tatlı şaşı, yarım şaşı, 2. Elagözlü kadın.
Şehnaz: Çok nazlı. 2. Doğu müziğinin eski makamlarından.
Şehper: Kuş kanadının en uzun tüyü.
Şehrazat: Kendi kendine yaşayan, özgür. 2. Binbir gece masallarında, bu masalları anlatan kişi.
Şehriban: Kentin en büyüğü, vali.
Şehrinaz: Kentin nazlısı.
Şehriye: Çorba yapmakta kullanılan, türlü biçimlerde kesilerek kurutulmuş buğday unu hamuru.
Şeker: Sevimli, cana yakın ve güzel. 2. Şeker kamış, şeker pancarı, patates, havuç,mısır,buğday gibi birçok bitkilerin
sap ve köklerinin özsuyundan veya nişastasından çıkarılan, çoğu tatlı olan maddelerin genel adı.
Şekerpare: Çok tatlı bir kayısı çeşidi. 2. Bir çeşit hamur tatlısı. 3. Çok sevimli, cana yakın kız.
Şekibe: Sabır, dayanma, tahammül.
Şekliye: Şekilcilik. biçimsellik.
Şeküre: Şükreden.
Şelale: Büyük çağlayan, çavlan.
Şemime: Güzel kokulu şey, güzel kokan.
Şemin: Ahududu.
Şeminur: Mum ışığı, mum aydınlığı.
Şemsinisa: Kadınların aydınlığı
Şemspare: Güneş Parçası. 2. Çok parlak.
Şenahi: Zenginlik, refah.
Şenbahar: Bahar kadar güzel ve onun neşesini taşıyan.
Şenbul: Neşeli mutlu ol.
Şengül: Güler, yüzlü, hoşsohbet
Şeniz: Sevinçli, mutlu anı.
Şennaz: Hem nazlı hem de neşeli.
Şennur: Nurlu. 2. Neşeli.
Şensu: Mutlu ve su gibi berrak.
Şerare: Kıvılcım, ateş parçası.
Şerbet: Meyvesuyu ile şekerli su karıştırılarak yapılan içecek. 2. Tatlı ve şirin.
Şerefnaz: Büyük, ulu ve nazlı, edalı.
Şerefnur: Saygıdeğer ve nurlu insan.
Şeren: Tezcanlı, çevik,
Şerife: Kutsal, şerefli, soylu.
Şerin: Şirin, sempatik.
Şermegin: Utangaç, utanan, mahcup.
Şermin: Utangaç, utanan, mahcup olan.
Şetaret: Sevinç, neşe.
Şevkiye: Şevk ile ilgili. 2. Neşeye, sevince dair.
Şevval: Arabi aylardan ilk üç günü şeker bayramı olan ay.
Şewane: Mısra, şiir, nazım.
Şeyda: Deli, mecnun, divane. 2. Şaşkın, tutkun, düşkün.
Şeydacan: Arkadaş canlısı, dostlarına düşkün olan.
Şeydagül: Gül delisi, gül hayranı.
Şeydanaz: Naz yapmaya meraklı, çok nazlı.
Şeydanur: Herkesin derdine derman bulmaya çabalayan, yardımsever.
Şeyma: Vücudunda ben taşıyan. 2. Tutkun kadın.
Şeza: Koku, aroma.
Şezre: Süs için takılan veya asılan inci ve altın.
Şık: Güzel, zarif, modaya uygun. 2. Modaya uygun giyinmiş olan. 3. Bir konuda seçilebilecek yolların alınabilecek kararların her biri, seçenek.
Şıra: Üzümden yapılan mayhoş bir içecek, sarımsı renkte.
Şıray: Çok aydınlık, çok ışıklı.
Şıvan: Çoban, sığırtmaç.
Şifa: Bedeni veya ruhi bir hastalığın son bulması, hastalıktan kurtulma.
Şiir: Zengin sembollerle, ritmli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan edebi anlatım biçimi. 2. Bir şairin, bir dönemin bu sanatı kullandığı özel biçim. 3. Düş gücünü, hayale, imgeye, gönle seslenen, anı, duygu, coşku uyandıran, etkileyen yön.
Şimal: Kuzey yönü. 2. Sol taraf.
Şirame: Buğdaygillerden bir bitki.
Şiraze: Düzen, düzgünlük nizam. 2. Kitap ciltlerinin iki ucunda bulunan ibrişim şerit. 3 – Bağ, örgü.
Şiret: Öğüt, nasihat.
Şirine: Tatlılık.
Şişan: Güzel kokulu çiçek.
Şive: Naz, eda. 2. Söyleyiş özelliği. 3. Ağız.
Şivecan: Nazlı arkadaş, dost.
Şivekar: Edalı, işveli, nazlı.
Şivenaz: Çok nazlı.
Şivenüma: Nazlanan, naz gösteren. 2. Türk müziğinin makamlarından biri.
Şiveyar: Nazlı sevgili.
Şivin: Eser, yapıt.
Şoreş: Devrim, ihtilal.
Şöhret: Herkesçe bilinme tanınma durumu ün, san.
Şölen: Eğlenmek veya bir olayı kutlamak, amacıyla birçok kimsenin bir araya gelerek yedikleri yemek, ziyafet. 2. Sanat gösterisi. 3. Din töreni niteliğinde yemek toplantısı.
Şule: Alev, ateşten çıkan alev.
Şuride: Karışık. 2. Tutkun, aşık, sevdalı.
Şükrane: İyilik bilmenin belirtisi.
Şükriye/Şükrüye: İyilik bilme, minnettarlıkla ilgili.
Şükufe: Çiçek, çiçekler.

T Harfi ile Başlayan Kız Bebek İsimleri

TANSU: Göğüsle ilgili
TAYYİBE: 1.İyi davranış. 2.Yatıştırıcı, hoşa giden söz
TİJEN: Taç, taçlar
TİLBE: Put – Güzel kadın
TUBA: 1.Cennette bulunduğun inanılan büyük ağaç. 2.Güzellik, iyilik. 3.Rahat
TUĞÇE: Küçük tuğ
TÜLAY: Ayın ince ışığı
TÜLİN: Ayın çevresinde görülen ışık halkası
TÜRKAN: 1.Kraliçe. 2.Güzel kız

Ü Harfi ile Başlayan Kız Bebek İsimleri

ÜLKÜ: Amaç, ideal

Übeyde: Küçük köle, kölecik.
Üçgül: Yabani yonca.
Üftade: Düşkün, biçare aşık.
Üfüle: Serin, rüzgarlı, esen.
Ülcan: Ele avuca sığmayan, canlı.
Ülez: Gün batımı.
Ülfet: Alışma, kaynaşma. 2. Görüşüp konuşarak dostluk kurma. 3. İçli dışlı olma. 4. Huy etme, alışkanlık.
Ülüfer: Nilüfer.
Ülküye: Ülkü sahibi.
Ümera: Emirler, emredenler.
Ümeyra: Hükmeden, efendi.
Ümmiye: Ana ile, anne ile ilgili.
Ümmühan: Hükümdar anası.
Ümran: Bayındırlık. 2. Uygarlık, medeniyet 3. İlerleme, mutluluk, refah.
Ünlem: Ses, seda, çağrı.
Ünlüay: Ay gibi güzelliğiyle ünlenmiş olan.
Ünlücan: Dost canlısı olmasıyla bilinen.
Ünlügül: Güzelliğiyle ünlenmiş olan.
Ünlünaz: Nazlılığıyla ünlenmiş olan.
Ünlünur: Saçtığı iyilik ışığıyla ünlenmiş olan.
Ünlüşan: Şan şöhret sahibi olmuş.
Ünlüyar: Herkesin kendisine sevdalanmasıyla ün yapmış olan.
Ünsel: Ünüyle şöhretiyle coşan.
Ünsiyet: Ahbaplık, arkadaşlık, dostluk.
Ünzile: Gönderilmiş, haber verilıniş.
Ürme: Örme, örgü.
Ürünay: Ay gibi bir eser güzelliğinde olan.
Ürüncan: Dostluğunu ortaya koyan.
Ürünela: Gözlerinin güzelliğiyle bilinen, tanınan.
Ürüngül: Gül gibi bir eser güzelliğinde olan.
Ürünnaz: Nazlı güzel, nazenin.
Ürünnur: Herkesi ferahlatan, herkese ışık saçan.
Ürünsel: Coşkuyla üretilmiş, yapıt, bolluk.
Ürünser: Başarılarını gözler önüne seren.
Ürünsu: Bolluluk, verimlilik.
Ürünsun: Verimli ol. 2. Başarılarını gözler önüne ser.
Üstünbüke: Üstün güzel, çok güzel,
Üstüncan: En iyi dost, yürekli dost
Üstünel: Usta, becerikli
Üstüngül: Çok üstün güzel.
Üzer: Üst, kaynak, faiz.
Üzgü: Yersiz ve gereksiz olarak çektirilen üzüntü, eziyet.
Üzgün: Üzülmüş, üzüntü duymuş.
Üzüm: Asmanın taze veya kuru olarak yenilen ve salkım şeklindeki meyvesi.

V Harfi ile Başlayan Kız Bebek İsimleri

VİLDAN: Yeni doğmuş çocuklar

Vacibe: Yapılması gerekli olan. 2. İslam dininde farzdan sonra gelen emir.
Vacide: Varlıklı,zengin. 2. Yapılması gerekli olan.
Vadi: İki dağ arasındaki geçit.
Vadide: Söz veren. 2. Yapacağını söyleyen. 3. Vaat de bulunan, söz veren.
Vahibe: Hibe eden, bağışlayan, 2. Tek, yalnızca bir tane olan.
Vahide: Tek, yalnızca bir tane olan.
Vahime: Kurma, kuruntu.
Valide: Doğuran, 2. Anne, ana
Varak: Yaprak, yazılı kağıt
Vasfiye: Vasfeden, bildiren, nitelendiren.
Vasıla: Ulaşan, birleşen.
Vebün: Çiçek açmak.
Vecize: Derin ve anlamlı söz, özdeyiş.
Veda: Sevilen şeylerden ayrılma. 2. Ayrılırken birbirine selam ve esenlik dileme.
Vedia: Saklanılması, korunması için birine veya bir yere bırakılan emanet.
Vefakar: Sevgisi güçlü ve kalıcı olan.
Vefika: Düşünceleri birbirine uyan, uyumlu.
Vehbiye: Allah vergisi, 2. Doğuştan olan.
Vekil: Temsilci. 2. Birinin işini görmesi için kendi yerine bıraktığı veya yetki verdiği kimse. 3. Bakan.
Velide: Yeni doğmuş çocuk. 2. Köle, kul. 3. Cariye
Veliye: Ermiş, evliya kadın.
Vemiş: çoban yıldızı, 2. Güneş’e en yakın olan ikinci gezegen.
Venüs: Merkürden sonra Güneş’e en yakın gezegen, Çoban yıldızı.
Venüs: Mitolojide Aşk Tanrıçası, 2. İdeal güzellik tipinin anlatımı.
Vera: Dürüst, haklı, adil.
Verda: Gül.
Verka: Yabani güvercin.
Vesalet: Aracı olma, vasıta olma.
Vesamet: Güzel yüzlü, nur yüzlü.
Vesile: Neden, sebeb, neden olma. 2. Elverişli olma durumu, fırsat.
Vezime: Hediye, armağan
Vezin: Tartı. 2. Ölçü
Vezire: İradeci, kadın komutan.
Vicdan: Kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güç.
Vira: Durmadan, aralıksız, sürekli.
Vükela: Temsilcilerden, yöneticilerden.

Y Harfi ile Başlayan Kız Bebek İsimleri

YASEMİN: Çeşitli renklerde kokulu çiçekleri olan bir bitki
YELİZ: Ferah yer, aydınlık, havadar
YEŞİM: Açık yeşil ve pembe renkli kolay işlenen değerli bir taş
YILDIZ: Gökyüzündeki ışıklı cisimlerin her biri.
YONCA: Çiçekleri kırmızı veya mor renkli çayır bitkilerinin genel adı

Yağış: Yağmur, 2. Yağan yağmur veya kar miktarı.
Yağmur: Bulutlardan yeryüzüne düşen su damlacıkları. 2.Çok ve sık düşen, gelen şey. 3. Çokluk, bolluk.
Yakar: Güzelliği ile yürek yakan.
Yakut: Pembe veya erguvan tonlarıyla karışık koyu kırmızı renkte, saydam olan değerli bir süs taşı. 2. Kuzeydoğu Sibirya’da yaşayan bir Türk topluluğu ve bu topluluktan olan kimse.
Yaldız: Eşyaya altın veya gümüş görünüşü vermek için kullanılan, sıvı veya yaprak durumundaki, altın gümüş ve bunların taklidi olan madde. 2. Aldatıcı dış görünüş, göz boyama.
Yalınca: Sadece, çıplakça.
Yalıncan: İçi dışı bir olan, içten dost.
Yapıncak: Seyrek taneli, kırmızı benekli bir tür üzüm.
Yaprak: Bitkilerin solunumunu sağlayan, yeşil ve türlü biçimlerdeki ince bölümü.
Yar: Çok sevilen, sevgili. 2. Dost, tanıdık. 3. Yardımcı.
Yarcan: Çok sevilen, sevgili.
Yarence: Yaren gibi, yarene benzer.
Yarkınbüke: Güneş aydınlığı gibi güzel.
Yarpuz: Çiçekleri birbirinden ayrı halka biçiminde, nane türünden, kısa saplı, az veya çok tüylü, güzel kokulu bir bitki.
Yasemin: Çeşitli renklerde, kokulu çiçekleri olan bir bitki.
Yaşagül: Yaşamın boyunca gül, mutlu ol.
Yaşıl: Yeşil.
Yaşın: Işık parlaklık, şimşek.
Yaşmak: İnce yüz örtüsü, hafiflik.
Yazgan: Süsleyici, sürekli yazan.
Yazgı: Alın yazısı, kader
Yazgül: Yaz gibi sıcak, gül gibi güzel.
Yazgülü: Yazın açan gül çiçeği. 2. Havalı güzel.
Yediveren: Yılda bir kaç defa çiçek açıp meyve veren bir bitki.
Yegah: Doğu müziğinin en eski makamlarından.
Yegane: Biricik, tek.
Yelcan: Rüzgar gibi hızlı olan.
Yelda: Uzun. 2. Yılın en uzun gecesi.
Yeler: Rüzgar gibi hızlı, aceleci.
Yelesen: Rüzgar gibi esen.
Yeliz: Ferah yer, aydınlık, havadar.
Yelkin: Hazır duruma gelmiş, ayaklanmış.
Yelten: Davran, teşebbüs et.
Yenal: Üstün gelen, zafer kazanan, muzaffer.
Yenigül: Yeni açmış gül kadar güzel.
Yenigün: Yeni başlayan gün, yeni zaman.
Yeşil: Genç, taze, doğa rengi, bitki rengi.
Yeşim: Açık yeşil ve pembe renkli kolay işlenen değerli bir taş.
Yeter: Yeterli, kafi. Son olması için çocuğa verilen isim.
Yıldanur: Nurlu yıl, şanslı yıl.
Yıldız: Gökyüzündeki ışıklı cisimlerin her biri. 2. Sinema veya sahne sanatçısı, star 3. Bir toplulukta veya bir meslekte üstün başarı gösteren kimse. 4. Şans, talih, baht
Yıldızhan: Güçlü şans.
Yomut: Uğur, şans getiren hediye.
Yonca: Çiçekleri kırmızı veya mor renkli çayır bitkilerin genel adı.
Yöre: Bir bölgenin belli bir yer ve çevresini kapsayan sınırlı bölümü, havali.
Yudum: Bir içimlik sıvı.
Yumak: Top biçiminde sarılmış iplik.
Yumuk: Yumulmuş olan, yumulmuş gibi duran. 2. Tombul
Yuna: Yıkanmış, temiz, pak.
Yunak: Yıkanma yeri, banyo, hamam.
Yunar: Temiz kişi. 2. Temizlik yapan kadın.
Yurdagül: Ülkesini gül gibi güzel gören.
Yurdum: Vatanım, ülkem.
Yurtsevil: Vatanı gibi sevilmek arzusunda olan.
Yurtsevin: Vatanıyla sevinen.
Yücenur: Nurlu, ulu kişi.
Yükselen: Yükseklere çıkan. 2. Durmaksızın aşama gösteren.

Z Harfi ile Başlayan Kız Bebek İsimleri

Zafire: Savaşta başarı kazanmış olan, muzaffer.
Zahide: Bağlı olduğu dinin kurallarına ve buyruklarına sıkı sıkıya bağlı olan.
Zahire: Parlak. 2. Açık, belli, ortada görünen. 3. Gerektiğinde harcanmak üzere anbara konan yiyecek
Zaide: Artan, çoğaltan. 2. Çok fazla, gereksiz.
Zaika: Tat alma.
Zakire: Zikreden, dua eden; 2. Hatırlatan, anan.
Zaliha: Su perisi.
Zambak: Güzel iri çiçekli, çok yıllık bir süs bitkisi.
Zana: Bilgin, bilgiç, alem.
Zara: Sivas’a bağlı bir ilçe. 2. Keklik.
Zarafet: İncelik, güzellik, zariflik.
Zarife: Çekicilik, biçim, görünüş, durum ve davranışlarıyla hoşa giden, beğenilen. 2. Hoşa gider bir biçimde konuşan
Zaruret: Mecburiyet, zorunluk.2. Sıkıntı, yoksulluk, fakirlik.
Zatiye: Kişisel, kendine ait.
Zebur: Hazreti Davut’un kitabı.
Zehra: Yüzü güzel, aydınlık ve parlak olan kadın 2. Hazreti Fatma’nın lakabı.
Zehre: Çiçek.
Zekavet: Anlayış, zekilik, çabuk kavrama.
Zekire: Unutmayan, hafızasına güvenen.
Zekiye: Anlama, kavrama yetenekli olan, zekası olan. 2. Çabuk ve kolay kavrayan. 3. Zeki varlığı gösteren.
Zeliha: Su perisi. 2. Peri kız.
Zeliş: “Zeliha” isminin bir başka söyleniş biçimi.
Zenan: Kadınlar
Zennur: “Zinnur” isminin bir başka söyleniş biçimi.
Zercan: Altın kalpli arkadaş.
Zeren: Anlayışlı, kavrayışlı
Zerengil: AJaLLı kişi.
Zergül: Altın gül.
Zergün: Altın gibi güzel, değerli.
Zerile: Sarı asma kuşu.
Zerin: Altından ya da altına benzer olan.
Zerka: Gök gözlü, mavi.
Zerrin: Altından yapılmış.
Zerrin: Fulya.
Zerrişte: Altın, sırma tel. 2. San.
Zeryan: Güzel kadın, dilber, hülya.
Zevce: Kadın, eş. 2- Erkeğin nikahlı karısı
Zeynep: Süs, bezek
Zeyno: “Zeynep” isminin bir başka söyleniş biçimi.
Zıkra: Anma, hatırlama.
Zıren: Dinç, sağlıklı. .
Ziba: Süslü. 2. Güzel.
Zican; Cana yakın, içten, yürekten kimse.
Zihniye: Zihinle ilgili.
Ziver: Süs, bezek.
Ziynet: Süs, bezek.
Zöhre: “Zühre” isminin bir başka söyleniş biçimi.
Zuhal: Satürn gezegenin adı.
Zulal: Hafif, güzel, soğuk su.
Zübeyde: Özet, öz
Zühal: Satürn gezegeninin adı.
Zühre: Çoban yıldızı, Venüs.
Zülal: Saf, temiz, hafif tatlı su. 2. Yumurta akı.
Züleyha: Su perisi
Zülfünaz: Sevgilinin nazı.
Zülfiye: Sevgilinin saçı.
Zülfübar: Dağılmış, saçılmış saç.
Zülfüyar: Sevgilimin zülfü, saçı.
Zülüf: Yüzün iki yanından sarkan saç lülesi. 2. Sevgilinin saçı.
Zümra: Akıllı, çabuk kavrayan kadın.
Zümrüt: Cam parlaklığında, yeşil renkte, saydam bir süs taşı.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?